Yapay zeka COP31’de iklim gündeminin merkezinde
Yapay zeka COP31 öncesi iklim gündemine taşınıyor. Veri merkezlerinin enerji tüketimi, fosil yakıt kullanımı ve artan emisyonlar mercek altında.
Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’in Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenmesi öncesinde, yapay zekanın iklim üzerindeki etkilerini ele alan bir taahhüt metni hazırlıyor. İklim Masası’nın çalışmasına göre 2026 Antalya Yapay Zeka Taahhüdü kapsamında veri merkezlerinin enerji tüketiminde şeffaflık, yapay zekanın sorumlu biçimde kullanılması ve teknoloji destekli temiz enerji yatırımları öne çıkıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) verileri, yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşmasıyla veri merkezlerinin elektrik talebinin hızla artacağını ortaya koyuyor. Veri merkezleri 2024 yılında 415 teravatsaat elektrik tüketti ve bu miktar küresel elektrik kullanımının yüzde 1,5’ine karşılık geldi. Tüketimin 2030’da yaklaşık 945 teravatsaat seviyesine ulaşması bekleniyor.
npj Climate Action dergisinde Ağustos 2026’da yayımlanan araştırmada, yapay zekanın iklim etkisine ilişkin 64 farklı senaryo incelendi. Çalışmaya göre teknolojinin fosil yakıt üretimini kolaylaştırması, yıllık 0,6 ila 2,4 gigaton arasında karbondioksit emisyonuna yol açabilir. Veri merkezlerinin doğrudan emisyonlarının ise mevcut düzeyin 3,3 ila 13,3 katına çıkabileceği hesaplandı.
Yapay zekanın fosil yakıt sektöründeki kullanımı da tartışmanın önemli başlıkları arasında bulunuyor. İklim Masası’nın aktardığı bilgilere göre teknoloji; petrol ve doğal gaz arama, çıkarma ve mevcut kuyulardan daha yüksek üretim sağlama süreçlerinde kullanılıyor. Petrol ve gaz arama-üretim şirketlerinin yüzde 44’ü keşif aşamasında yapay zekadan yararlanırken Goldman Sachs, bu teknolojinin ABD’deki kaya gazı rezervlerini yüzde 8 ila 20 oranında artırabileceğini öngörüyor.




