AB’nin Yeni Sanayi Stratejisinde Türkiye’nin Rolü Öne Çıkıyor
AB’nin yeni sanayi stratejisinde Türkiye, ‘Made in EU’ girişimi ile önemli bir üretim merkezi olarak değerlendiriliyor.
Avrupa Birliği, tedarik zincirindeki zorluklar, artan jeopolitik gerilimler ve küresel rekabet koşulları nedeniyle sanayi politikasını yeniden gözden geçirirken, Türkiye’yi stratejik konumu ve güçlü üretim kapasitesi ile ‘Made in EU’ girişiminin önemli bir parçası olarak değerlendiriyor.
AB Komisyonu, daha önce birkaç kez ertelenen Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısını kamuoyuna sundu. Bu tasarı, kamu alımları ve devlet desteklerinde ‘Made in EU’ şartı getirmeyi öngörerek Avrupa’nın sanayi tabanını güçlendirmeyi ve küresel ölçekte haksız rekabetle mücadele etmeyi amaçlıyor. Ayrıca, bu düzenleme, kıtada üretimi artırmayı ve stratejik sektörlerde dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Tasarı, Avrupa’nın sanayi tabanını güçlendirmek, işletmeleri büyütmek ve istihdamı artırmak amacıyla imalat sektörünün Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payını yüzde 14,3’ten 2035 yılına kadar yüzde 20’ye çıkarma hedefini taşıyor. Bu düzenleme, Avrupa’nın ekonomik dayanıklılığını ve rekabet gücünü artırmayı da amaçlıyor.
Enerji yoğun sektörler, otomotiv değer zinciri ve temiz sanayi dönüşümünü destekleyen net sıfır teknolojiler, imalat sanayisini kapsayan bu tasarıda yer alıyor. Bu bağlamda, otomotiv ve inşaat sektörlerinde kullanılan çelik için düşük karbon gereksinimleri belirlenirken, kamu ihalelerinde ‘AB’de üretilmiştir’ şartının uygulanması planlanıyor. Tasarı, özellikle çelik, çimento, alüminyum ve kimya gibi enerji yoğun sektörlerde dikkat çekiyor.
Bu düzenleme ile kamu kaynaklarıyla yapılan stratejik alımlarda üretimin belirli bir kısmının AB’de gerçekleştirilmesi gerekecek. Elektrikli otomobiller, rüzgar türbinleri ve diğer kritik teknolojilerin üretiminde asgari bir AB üretim payı aranacak. Bu adım, Avrupa’nın Çin karşısında yeni yeşil teknoloji sektörlerindeki rekabet gücünü koruma amacını taşıyor.
AB üyesi ülkelerde kamu ihalelerinin toplam büyüklüğü 2 trilyon avroya yaklaşırken, bu kaynağın yeni düzenlemeyle yerli sanayiyi desteklemek için kullanılması hedefleniyor.
Stratejik Sektörlerde Üretim Kriterleri
Tasarı, bataryalar, güneş ve rüzgar enerjisi teknolojileri, hidrojen üretimi ve nükleer enerji gibi stratejik sektörlerde de Avrupa üretimi kriterleri getiriyor. Güneş panellerindeki temel bileşenlerin üç yıl içinde Avrupa’da üretilmesi gerekecek.
Kamu ihaleleri yoluyla satın alınan elektrikli araçlarda ise yasanın yürürlüğe girmesinden altı ay sonra, araçların AB içinde monte edilmesi ve pil hariç bileşenlerinin yüzde 70’inin Avrupa’da üretilmesi şartı aranacak. Alüminyum için kamu alımlarında kullanılan ürünlerin yüzde 25’inin Avrupa’da üretilmesi ve düşük karbonlu olması gerekecekken, çelikte de benzer bir şart getirilecek.
Tasarı ayrıca, üçüncü bir ülkenin küresel üretim kapasitesinin yüzde 40’ından fazlasını kontrol ettiği stratejik sektörlerde 100 milyon avronun üzerindeki yabancı yatırımlar için katı kurallar getirmektedir.
Türkiye ‘Made in EU’ Kapsamında Yer Alıyor
AB üyesi 27 ülke ile Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn’ı kapsayan Avrupa Ekonomik Alanı içinde Türkiye de ‘Made in EU’ yaklaşımına dahil ediliyor. Türkiye, Gümrük Birliği ile AB’nin yeni sanayi politikasının ve değer zincirinin içinde stratejik bir konumda yer alıyor.
Tasarı, AB menşeli şartının Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye’yi de kapsamasını sağlayacak hukuki zemin oluşturuyor. Bu durum, AB’nin Türkiye’yi stratejik üretim ekosisteminin önemli bir unsuru olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Türkiye’nin otomotiv, makine, tekstil ve beyaz eşya gibi sektörlerdeki kritik rolü, ‘Made in EU’ yaklaşımının Türkiye’yi tedarik zincirinin dışında bırakmaması gerektiğini ortaya koyuyor.
Coğrafi yakınlık, gelişmiş üretim altyapısı ve Gümrük Birliği sayesinde Türkiye, Avrupa sanayi stratejisinde önemli bir üretim merkezi olarak öne çıkıyor. Güçlü sanayi altyapısı, geniş üretim kapasitesi ve nitelikli iş gücü, Türkiye’yi AB için önemli bir üretim ve tedarik merkezi haline getiriyor.
Tasarı Üzerinde Müzakereler Bekleniyor
AB içinde bazı ülkeler bu girişime güçlü destek verirken, bazıları ise çekincelerini dile getiriyor. Fransa, Avrupa sanayisini korumaya yönelik bu yaklaşımın öncülerinden biri olarak öne çıkıyor ve kapsamın dar tutulmasını talep ediyor.
Almanya’nın da aralarında bulunduğu bazı ülkeler, yerli üretim şartlarının yatırımları caydırabileceği ve kamu ihalelerinde fiyatları artırabileceği görüşünü savunuyor. Almanya ayrıca ‘Made in Europe’ veya ‘Made in EU’ kavramının dar bir yaklaşım olduğunu, ticaret ortaklarının da sürece dahil edildiği ‘Made with Europe’ yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini savunuyor. Bu tartışmaların ardından, teklifin AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nda yapılacak müzakereler sırasında değişikliğe uğraması bekleniyor.




