Atatürk’ün Böbrek Savaşları: Sağlık Mücadelesi ve Zaferler
Atatürk’ün böbrek rahatsızlıkları ve sağlık mücadelesi, yeni araştırmalarla gün yüzüne çıkıyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ün 1909’dan 1923’e kadar süren böbrek rahatsızlıkları, Cumhuriyet arşivleri, askeri belgeler ve dönemin tıbbi raporları ışığında yapılan yeni bir araştırmayla yeniden ele alındı. Araştırma, Atatürk’ün Milli Mücadele’nin en kritik dönemlerinde bile şiddetli böbrek ağrıları ve yüksek ateşle mücadele ettiğini ortaya koyuyor.
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nden Cumhuriyet Tarihçisi Prof. Dr. Mahmut Bolat, Tıp Tarihi ve Etik alanından Arif Hüdai Köken ile İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Ecder tarafından hazırlanan “Atatürk’ün böbrek hastalığı: Piyelonefrit mi, siper nefriti mi? Tıbbi ve tarihsel bir analiz” başlıklı çalışma, Atatürk’ün böbrek hastalıklarıyla nasıl başa çıktığını detaylı bir şekilde gözler önüne seriyor. Araştırmada Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri, Milli Kütüphane, gazete arşivleri ve dönemin hekim raporları titizlikle incelendi. Belgeler, Atatürk’ün yaşadığı belirtiler, konulan teşhisler, uygulanan tedaviler ve tedavi süreçleri açısından karşılaştırmalı olarak değerlendirildi.
Atatürk’ün sağlık sorunlarına dair ilk belgeler 1909 yılına kadar uzanıyor. Hareket Ordusu’nun İstanbul’a gelişi sırasında rahatsızlanan Mustafa Kemal Paşa’nın, 15-18 Mayıs 1909 tarihleri arasında Gülhane Hastanesi’nde tedavi gördüğü kaydedilmiştir. Ancak o dönemde yaşadığı hastalığın ne olduğuna dair kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Araştırmacılar, sonraki yıllardaki klinik tablo nedeniyle böbrek rahatsızlığının olasılıklar arasında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
1911 yılında Trablusgarp’a giderken yeniden rahatsızlanan Mustafa Kemal Paşa, İskenderiye’de yaklaşık 15 gün tedavi gördükten sonra Derne’deki Hilal-i Ahmer Hastanesi’ne yatırılmıştır. Dönemin başhekimi İbrahim Tali Bey’in aktardığına göre, Mustafa Kemal’in hastalık döneminde gözünde kanlanma, solunum güçlüğü ve yüksek ateş gibi belirtiler görülmüştür. Araştırmacılar, bu belirtilerin uzun süreli cephe koşullarıyla birlikte değerlendirildiğinde, dönemin askerlerinde görülen “siper hastalıkları” tablosuyla benzerlik taşıdığına dikkat çekmektedir.
Mustafa Kemal Paşa’nın böbrek rahatsızlığının belirgin hale geldiği dönemlerden biri de 1915 Çanakkale Savaşı’dır. Cephede temiz suya erişimin kısıtlı olması, yetersiz beslenme ve hijyen koşullarının kötü olması, yalnızca askerleri değil, komuta kademesini de etkilemiştir. Mustafa Kemal’in aynı dönemde sıtma geçirdiği ve ciddi şekilde güçten düştüğü de belgelerde yer almaktadır. Araştırmada belirtilen kaynaklara göre, Mustafa Kemal, Çanakkale’de böbrek ağrısı, sıtma ve ağır yorgunluk yaşamıştır. Savaşın ardından İstanbul’daki ailesinin evine çekilmek zorunda kalmıştır.
Atatürk’ün böbrek rahatsızlığının en ağır dönemlerinden biri 1918’de yaşanmıştır. Almanya seyahatinden dönüşte üşüten Mustafa Kemal’in böbrek şikayetleri yeniden başlamış ve İstanbul’a ulaştığında rahatsızlığı daha da ağırlaşmıştır. Yaklaşık bir ay yatağından çıkamamıştır. Pera Palas’ta kaldığı günlerde doktorların uyguladığı tedavilere rağmen ağrıları geçmemiştir. Bu nedenle, yurt dışında tedavi görmesine karar verilmiştir. 27 Mayıs 1918 tarihli resmi yazışmada, Mustafa Kemal Paşa’nın tedavi amacıyla Viyana’ya geleceği bildirilmiş ve Viyana Büyükelçiliğinden gerekli yardımın sağlanması istenmiştir.
Tedavi sürecinin bir sonraki durağı Karlsbad olmuştur. Mustafa Kemal, 30 Haziran 1918’de Avrupa’nın önemli kaplıca merkezlerinden birine geçmiştir. Dr. Vermer tarafından hazırlanan programda, sabah saatlerinden itibaren farklı kaynaklardan termal su içilmesi, çamur banyoları, sıcak kompresler ve özel beslenme uygulamaları yer almıştır. Ancak Mustafa Kemal, Karlsbad’dan tam olarak iyileşmeden ayrılmıştır. Dönüş yolunda İspanyol gribine yakalanmış, ardı ardına gelen sağlık sorunlarına rağmen uzun süre dinlenme fırsatı bulamamış ve kısa süre sonra 7. Ordu Komutanlığı görevine geri dönmüştür. Halep’te bulunduğu sırada ağrıları artınca Ermeni Hastanesi’nde de tedavi görmüştür. Ancak hastalığı devam ederken bile komutanlık görevini bırakmamıştır.
Araştırmanın dikkat çekici bölümlerinden biri, Milli Mücadele’nin başlangıç günlerine ilişkindir. Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktıktan kısa bir süre sonra böbrek ağrıları yeniden şiddetlendi. 23 Mayıs’ta Havza Kaymakamı Fahri Bey’e yazdığı mektupta, tedavi amacıyla Havza kaplıcalarına geleceğini bildirmiştir. 25 Mayıs’ta Havza’daki Mesudiye Oteli’ne yerleşen Mustafa Kemal, 12 Haziran’a kadar kaplıcalardan yararlanmıştır. Kaynaklara göre, ağrıları bazı günler o kadar şiddetliydi ki ancak beş-altı saatte bir sıcak banyo yaparak rahatlayabiliyordu. Sabahları kaplıcaya giderken tedavisinin bir parçası olarak yanında maydanoz taşıdığı da kayıtlara geçmiştir.
1920’de Ankara’ya geçen Mustafa Kemal’in böbrek rahatsızlığı sona ermemiştir. Kalaba’daki Ziraat Mektebi’nin karargah olarak kullanıldığı günlerde bir gece çok şiddetli böbrek ağrısı ve yüksek ateş yaşamıştır. Yanında bulunan Dr. Refik Saydam tedavisiyle yakından ilgilense de dönemin olağanüstü koşullarında tıbbi imkanlar son derece sınırlıydı. Daha çarpıcı olan ise hastalığın Büyük Millet Meclisi açılmadan hemen önce yeniden ağırlaşmasıdır. Araştırmaya göre, Mustafa Kemal’in böbrek ağrıları ve ateşi devam etmekte, Refik Saydam mevcut imkanlarla kendisini tedavi etmeye çalışmaktaydı.
Kaynak: Web Özel




