Klinik araştırmalar Türkiye’de kanser tedavisine umut
Klinik araştırmalar Türkiye’de hız kazanıyor. 2025’te 734 araştırmaya 11 bin 663 gönüllü katıldı; çalışmaların odağında kanser tedavileri yer aldı.
Klinik araştırmalar, özellikle kanser, nadir ve genetik hastalıklarda yeni tedavilerin hastalara ulaştırılmasında kritik rol oynuyor. Türkiye’de 2025 yılında yürütülen 734 klinik araştırmaya 11 bin 663 gönüllü katıldı. Araştırmaların en büyük bölümünü ise kanser tedavilerine yönelik çalışmalar oluşturdu.
Kanser, hem dünyada hem de Türkiye’de giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu olmayı sürdürüyor. Türkiye’de her yıl 240 binden fazla kişiye kanser tanısı konuluyor. Son 30 yılda kanser hastalarında 10 yıllık sağkalım oranlarının yüzde 30’lardan yüzde 70’lere yükseldiği bildiriliyor. Bu ilerlemede klinik araştırmaların önemli payı bulunuyor. Araştırmalara hangi hastaların katılabileceğine ise etik kurullar karar veriyor.
Türkiye’de araştırma yatırımları arttı
Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği’nin (AIFD) paylaştığı verilere göre, Türkiye çok uluslu klinik araştırmalar açısından küresel bir merkez olma yolunda ilerliyor. AIFD üyelerinin ülkedeki klinik araştırmalara yaptığı yatırım, 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 24 artarak 21,2 milyar TL’ye, yani 536,6 milyon ABD dolarına ulaştı. Aynı dönemde yürütülen araştırma sayısı yüzde 14 artışla 734’e yükseldi.
AIFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, Türkiye’nin geleceğin tedavilerinde daha görünür bir rol üstlenmesini hedeflediklerini belirtti. Klinik araştırmaların yalnızca bilimsel çalışmalar olmadığını ifade eden Dereli, bu sürecin hastalar için umut, sağlık sistemi için dönüşüm ve ülke için stratejik yatırım anlamına geldiğini söyledi. Dereli ayrıca Türkiye’nin kendi bölgesinde klinik araştırmalarda lider konuma geldiğini ve dünya sıralamasında 26’ncı basamaktan 20’nci sıraya yükseldiğini aktardı.
AIFD Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ecz. Nihan Burul Bozkurt da klinik araştırmaların en doğrudan etkisinin hastalar üzerinde görüldüğünü vurguladı. Bozkurt, özellikle onkoloji, hematoloji ve nadir hastalıklar gibi tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu alanlarda hastaların umut vadeden potansiyel tedavilere erken dönemde ve ücretsiz erişebildiğini belirtti.
Türkiye küresel kapasitesini güçlendiriyor
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Başkan Danışmanı Prof. Dr. Hilmi Erdem Sümbül, Türkiye’nin güçlü sağlık altyapısı, nitelikli araştırmacıları ve gelişmiş merkezleri sayesinde klinik araştırmalarda daha büyük bir küresel rol üstlenebileceğini ifade etti. Sümbül, TÜSEB’in “Üreten Sağlık” vizyonu doğrultusunda Türkiye’yi yalnızca yenilikçi tedavilerin uygulandığı değil, bu tedavilerin geliştirilmesine ve küresel bilimsel bilgi üretimine katkı sunan bir merkez haline getirmeyi amaçladığını söyledi.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Genetik Bilim Dalı Başkanı ve Çocuk Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Süheyl Ezgü ise gen ve hücre tedavileri gibi yeni yaklaşımların artık klinik araştırmalar aracılığıyla hastalara sunulabildiğini belirtti. Türkiye’de nitelikli araştırmacıların, multidisipliner ekiplerin ve uluslararası standartlarda çalışma yürütebilen merkezlerin bulunduğunu kaydeden Ezgü, ülkenin öncü uygulamalara imza atabilecek bilimsel ve klinik kapasiteye sahip olduğunu ifade etti.




