Türkiye Ekonomisi 2026’da Yüzde 2,3 Büyüdü: İş Dünyası Beklentileri
Türkiye ekonomisi 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 büyüdü. İş dünyası temsilcileri, sürdürülebilir büyüme için önemli adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
Türkiye ekonomisi, 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,3 oranında büyüme kaydetti. Bu durum, ekonominin kesintisiz büyüme serüvenini 24. çeyreğe taşıdığı anlamına geliyor. İş dünyası temsilcileri, küresel belirsizlikler, jeopolitik riskler ve finansman koşullarına rağmen elde edilen bu büyümenin önemli olduğunu ifade ederken, gelecek dönemde büyümenin niteliğinin ve sürdürülebilirliğinin artırılması gerektiği mesajını verdiler.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) 2026’nın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 artış gösterdi.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türkiye ekonomisinin küresel belirsizliklere rağmen büyümesini sürdürmesinin önemine dikkat çekti. Olpak, net dış talebin büyümeye olumlu katkı sağladığını belirtti. Sürdürülebilir büyümenin, yatırım ve ihracatın büyümedeki rolünün artırılmasıyla mümkün olacağını vurgulayan Olpak, jeopolitik riskler, ticaret politikalarındaki değişimler ve enerji maliyetlerinin küresel ekonomi üzerindeki etkisinin devam ettiğini kaydetti.
Olpak, küresel ticarette korumacılık ve tarife politikalarının ihracatçılar için yeni bir rekabet ortamı yarattığını ifade ederek, Çinli şirketlerin alternatif pazarlardaki artan etkisinin Türk firmalarının rekabetini yoğunlaştırdığını belirtti. Yeni dönemi “güven rekabeti” olarak tanımlayan Olpak, ülkelerin ve şirketlerin yalnızca fiyat ve maliyet avantajlarıyla değil, aynı zamanda öngörülebilirlik, dayanıklılık ve güvenilir iş ortaklığı gibi unsurlarla da rekabet ettiğini vurguladı.
Türkiye’nin üretim altyapısı, girişimci iş dünyası, stratejik konumu ve geniş ticari ilişkiler ağıyla önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Olpak, küresel tedarik zincirlerindeki dönüşümün yeni yatırımlar ve ihracat pazarları açısından fırsata dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.
Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, ekonominin 24 çeyrektir kesintisiz büyümesinin önemine vurgu yaptı. Baran, büyümenin üretimden yatırıma, ihracattan istihdama kadar güçlü ve dengeli bir yapı kazanması gerektiğini belirterek, enflasyondaki düşüşle birlikte finansman koşullarının iyileşmesi, yatırımların hızlanması, sanayinin güçlenmesi ve ihracatın yeniden ivme kazanmasıyla büyümenin daha sağlam bir temele oturacağını ifade etti.
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, jeopolitik risklere ve devam eden dezenflasyon sürecine rağmen elde edilen yüzde 2,3 büyümenin önemli olduğunu belirtti. Ardıç, dezenflasyon sürecinin sürdürülürken üretim ve yatırım kapasitesinin korunması gerektiğini vurgulayarak, fiyat istikrarının sürdürülebilir büyümenin temel şartı olduğunu ifade etti. Kalıcı refah artışı için fiyat istikrarının etkin sanayi politikaları, yatırım ortamının iyileştirilmesi, uygun finansmana erişim, teknolojik dönüşüm, verimlilik artışı ve güçlü ihracat politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın, ekonominin 24 çeyrektir büyümesinin önemli bir başarı olduğunu ancak bundan sonraki süreçte büyümenin hızından çok kalitesine ve sürdürülebilirliğine odaklanılması gerektiğini belirtti. Jeopolitik riskler, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve sıkı finansal koşulların devam ettiğine dikkat çeken Aydın, reel sektörün sürdürülebilir büyüme için öngörülebilir bir yatırım ortamına ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Finansmana erişimin kolaylaştırılması, uzun vadeli yatırım kredilerinin artırılması ve maliyet baskılarının azaltılması gerektiğini belirten Aydın, özellikle KOBİ’lerin üretim ve yatırım kabiliyetini koruyacak mekanizmaların güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Türkiye ekonomisinin yüzde 2,3 büyümenin çok daha üzerine çıkabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Aydın, bunun için üretim ekonomisini merkeze alan, yatırımı ve ihracatı destekleyen, teknoloji ve verimliliği artıran politikaların sürdürülmesi gerektiğini kaydetti.
Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sanayinin yeniden büyüme ivmesi kazanmasının Türkiye’nin üretim gücü açısından önemli olduğunu ifade etti. Sürdürülebilir ve yüksek kaliteli büyüme için sanayideki toparlanmanın kalıcı hale gelmesi gerektiğini belirten Karadeniz, büyümenin niteliğinin en az büyüme oranı kadar önemli olduğuna dikkat çekti. Otomotivden ambalaja, inşaattan sağlığa kadar geniş bir üretim zincirine girdi sağlayan plastik sektörünün Türkiye’nin sanayi ve ihracat kapasitesi açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Karadeniz, sanayi üretiminin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz, tarım sektörünün güçlü üretim performansına dikkat çekti. Geçen yıl yaşanan doğal afetlerin neden olduğu üretim kayıplarının önemli ölçüde telafi edildiğini belirten Kopuz, elde edilen üretim gücünün kalıcı bir ekonomik kazanıma dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Tarımda yüksek üretimin tek başına yeterli olmadığını ifade eden Kopuz, üretimin yüksek katma değerli ürünler ve güçlü ihracatla desteklenmesinin önemine işaret etti. Kopuz, küresel ve bölgesel koşullar dikkate alındığında, büyümenin devamlılığı açısından ekonominin lokomotif sektörlerinden imalat sanayisinin canlı tutulmasının da kritik olduğunu vurguladı.




