Hans Henning von der Osten: Arkeologdan casusa uzanan dosya

Hans Henning von der Osten, Atatürk’le görüşen ve Türk arkeolojisine katkı sunan bir isimken, savaş yıllarında casusluk suçlamasıyla mahkum edildi.

Hans Henning von der Osten, 1920’li ve 1930’lu yıllarda Anadolu’da yürüttüğü çalışmalarla tanınan Alman arkeologların başında geliyordu. Yozgat’taki Alişar Höyüğü kazıları sayesinde adını duyuran von der Osten, 17 Mayıs 1930’da Mustafa Kemal Atatürk tarafından Çankaya Köşkü’nde kabul edildi. Görüşmede Anadolu’daki arkeolojik araştırmalar ele alınırken, arkeoloğun daha sonra Atatürk’ün talebiyle Ankara yakınlarındaki Gâvurkale kazılarına katıldığı aktarıldı. Türk Tarih Kurumu arşivlerinde, Atatürk’ün bölgeyi ziyareti sırasında von der Osten tarafından karşılandığını gösteren fotoğraflar da bulunuyor.

Von der Osten’in Türkiye’deki etkisi kazı alanlarıyla sınırlı kalmadı. 1936-1939 döneminde Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde arkeoloji dersleri veren Alman bilim insanı, Türkiye’de akademik arkeolojinin şekillendiği yıllarda önemli bir rol üstlendi. Öğrencileri arasında daha sonra Türk arkeolojisinin önde gelen isimleri arasında yer alan Tahsin Özgüç, Nimet Özgüç ve Raci Temizer de bulunuyordu.

Ancak II. Dünya Savaşı’nın yaklaşmasıyla birlikte Hans Henning von der Osten’in Türkiye’deki kariyeri farklı bir boyuta taşındı. Araştırmalarda, Alman askeri istihbarat çevreleriyle bağlantılı olduğu ve dönemin Alman istihbaratının önde gelen isimlerinden Amiral Wilhelm Canaris ile temas kurduğu ileri sürüldü. Türk makamlarının soruşturması sonucunda tutuklanan von der Osten’in dosyasında Kırıkkale’deki mühimmat tesisleri, Yeşilköy Tayyare Meydanı, İstanbul Boğazı’ndaki mayın hatları ve bazı limanlara ilişkin askeri bilgilerin yer aldığı belirtildi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi kayıtlarına göre Ankara Hava Savunma Genel Komutanlığı 2 No’lu Askeri Mahkemesi, 16 Temmuz 1941’de von der Osten’i casusluk suçundan mahkum etti. Ünlü arkeolog 11 yıl 8 ay ağır hapis cezasına çarptırılırken, ömür boyu kamu hizmetlerinden men edildi. Uzun yıllar boyunca Anadolu’da kazı yapan ve üniversitede ders veren bir akademisyenin savaş döneminde casusluk dosyasının merkezine yerleşmesi, dönemin dikkat çeken vakaları arasında kayda geçti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu