Gülhane’de Geliştirilen Yenilikçi Yöntem Meme Kanseri Tedavisinde Kullanılıyor
Gülhane Tıp Fakültesi’nde geliştirilen yeni yöntem, meme kanseri tedavisinde devrim niteliğinde bir yaklaşım sunuyor.
Gülhane Tıp Fakültesi’nde geliştirilen yenilikçi cerrahi teknik, meme kanseri tedavisinde tümör alımını, meme onarımını ve jinekolojik operasyonları aynı anda gerçekleştirme imkanı sunarak dünya tıp literatürüne girdi.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Rektör Yardımcısı ve Gülhane Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Ali Gülçelik, bu yöntemin, meme kanseri tedavisinde birden fazla cerrahi işlemin aynı anda yapılabilmesini sağladığını açıkladı. Prof. Dr. Gülçelik, meme kanserinin hem Türkiye’de hem de dünya genelinde kadınlar arasında en yaygın kanser türü olduğunu belirterek, tedavi sürecinin yalnızca tümörün çıkarılmasıyla sınırlı kalmadığını, hastanın biyolojik özellikleri ve genetik risk faktörlerine göre kapsamlı bir şekilde planlandığını vurguladı.
Gülçelik, “Ameliyat sırasında her iki memeyi de tedavi ettikten sonra protez yerleştiriyoruz. Bu süreçte dünya literatürüne katkıda bulunmuş olduk. Süre açısından da oldukça başarılıyız. Ekibimizde bir kadın doğum uzmanı da mevcut. Aynı seansta memeyi onardıktan sonra laparoskopik yöntemle yumurtalıkları alıyoruz. Eğer hastanın yaşı ileriyse ve kadın doğum uzmanımızın önerisi ile hasta kabul ederse, yalnızca yumurtalık ve tüpleri değil, rahmini de alabiliyoruz. Tüm bu işlemler kapalı yöntemle, kadın doğum uzmanımız tarafından gerçekleştiriliyor. Tüm işlemleri ortalama 120-140 dakika içinde tamamlayabiliyoruz. Bu süre, hem hasta konforu hem de cerrahi başarı açısından önemli bir avantaj sağlıyor,” dedi.
Tedavi planlamasında her hastaya aynı yaklaşımın benimsenmediğini ifade eden Gülçelik, kararların cerrah, medikal onkolog ve genetik uzmanlarından oluşan bir konsey tarafından alındığını belirtti.
Prof. Dr. Gülçelik, meme kanserlerinin yaklaşık %5-10’unun genetik faktörlere bağlı olduğunu hatırlatarak, özellikle aile öyküsü bulunan ve 50 yaşın altındaki hastalarda genetik testlerin mutlaka yapılması gerektiğini aktardı.
“Kadınlar Korkmasın, Muayenelerini Mutlaka Yapsınlar”
Bu yöntemle tedavi gören 41 yaşındaki Nazlı Esemenli, kendi kendine yaptığı muayenede fark ettiği kitle sonrasında erken tanı aldı. Esemenli, genetik riskinin yüksek çıkması üzerine koruyucu cerrahi kapsamında aynı seansta birden fazla operasyon geçirdi.
Zorlu tedavi sürecini geride bırakan Esemenli, “Genetik yatkınlığım yüksek çıktığı için koruma amaçlı olarak iki göğsümü, rahmimi ve yumurtalıklarımı aldırmak üzere tekrar ameliyata alındım. Radyoterapilerimi tamamladım ve şu an hormon tedavisi görüyorum. Düzenli olarak kontrollerime gidiyorum. Kadınlar korkmasınlar, mutlaka kendi muayenelerini yapsınlar. Yılda bir kez kadın doğum muayenesi olmaları çok önemli. Erken teşhis gerçekten hayat kurtarıyor. Bazı kanser türleri çok hızlı ilerliyor. Benimki çok erken bulunduğu için şu an sağlıklıyım,” şeklinde konuştu.




