Döviz Piyasasında Enerji Etkisi Belirginleşiyor

Döviz piyasasında enerji gelirleri ve faiz oranları, yatırımcıların tercihlerinde belirleyici olmaya başladı.

Küresel döviz piyasalarında, yılın ikinci yarısına girilirken yatırımcıların döviz seçimlerinde enerji gelirleri, yüksek faiz oranları ve jeopolitik riskler önemli bir rol oynamaya başladı. Özellikle İran kaynaklı enerji gerilimleri, petrol fiyatlarında yeni bir yükseliş dalgasını tetiklerken, enerji ihracatçısı ülkelerin para birimleri yeniden dikkat çekiyor. Analistler, geleneksel güvenli liman anlayışının yerini artık yüksek faiz ve enerji avantajı temasına bıraktığını belirtiyor.

ING’nin yayımladığı döviz tahminleri, Norveç kronu ve Avustralya dolarının G10 ülkeleri arasında yılın kalan kısmında en güçlü performansı sergileyebilecek para birimleri olduğunu ortaya koyuyor. Dolar/Norveç kronu paritesinin mevcut 9,33 seviyesinden 12 ay içinde 8,75’e gerilemesi bekleniyor. Bu durum, Norveç kronunun güçleneceğine işaret ediyor. Benzer şekilde, dolar/Avustralya doları paritesinin de 0,71’den 0,73’e yükselmesi öngörülüyor; Avustralya doları, yüksek faiz avantajını koruyacak gibi görünüyor.

Japon yeni ise baskı altında kalmaya devam ediyor. Japonya Merkez Bankası’nın faiz artırımlarında temkinli davranması ve reel faizlerin negatif bölgede kalması nedeniyle yenin zayıf görünümünü sürdürdüğü ifade ediliyor. ING’nin tahminlerine göre dolar/yen paritesi kısa vadede 159 seviyelerinde kalırken, yıl içinde sınırlı bir geri çekilme ile 152 seviyesine ulaşabileceği öngörülüyor. Piyasalarda, Japon yetkililerin dolar/yen paritesinin 160 seviyesini aşması durumunda müdahaleye başvurabileceği konuşuluyor. Ancak yatırımcılar, kalıcı bir toparlanma için daha agresif faiz artışlarının gerekli olduğunu düşünüyor.

ABD doları, yıl boyunca karışık bir performans sergilemesine rağmen, kısa vadede yeniden güç kazanabileceği yönünde fiyatlamalar yapılıyor. Özellikle enerji fiyatlarındaki artışın ABD’de enflasyonu canlı tutması, Fed’in faiz indirimlerini ertelemesine neden olabilir. ING’ye göre euro/dolar paritesi kısa vadede 1,15 seviyesini yeniden test edebilir. Ancak yıl sonuna doğru ABD ekonomisinde beklenen yavaşlama ve Fed’in olası faiz indirimleri nedeniyle paritenin tekrar 1,20 seviyesine yaklaşması bekleniyor. Diğer yandan, sterlin uzun ve zorlu bir siyasi risk dönemine girebilir; bu da zaten kırılgan olan durumu daha da kötüleştirebilir.

Gelişen ülke para birimlerinde ise emtia ve faiz farkları belirleyici olmaya devam ediyor. Brezilya realinin yüksek faiz avantajıyla güçlü kalabileceği belirtilirken, Orta Avrupa para birimlerinin de yatırımcı ilgisini koruduğu görülüyor. Özellikle Macar forinti ve Çek korunası güçlü bir seyir izleyebilir. Ancak siyasi risklerin sterlin üzerinde baskı yaratabileceği uyarısı yapılıyor.

Asya tarafında ise kuzey-güney ayrışmasının devam etmesi bekleniyor. Enerji ithalatçısı ekonomilerin para birimlerinin baskı altında kalması öngörülürken, emtia bağlantılı ülkelerin daha güçlü performans göstermesi bekleniyor.

ING değerlendirmesine göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) son dönemde Türk Lirası’ndaki değer kaybı hızını yeniden ayarlayarak kontrollü bir şekilde artırdı. Bu adımın, yıl başından bu yana reel efektif döviz kurunda görülen yeniden değerlenme dikkate alındığında yerinde olduğu ifade ediliyor. Analistler, kısa vadede TCMB’nin bekle-gör stratejisini sürdüreceğini düşünüyor. Ancak yükselen enerji fiyatları, büyümede ivme kaybı ve süregelen dolarizasyon eğilimi nedeniyle Banka’nın güçlü faiz indirimleri için alanının sınırlı kaldığı belirtiliyor. Bankanın dolar kuru beklentisine göre, 1 ay sonra kurun 46,3, 3 ay içinde 48,05, 6 ay sonra 51,2 ve 12 ay sonra 56,3 seviyesine ulaşabileceği öngörülüyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu