Suçluluk ve Sorumluluk: Aylin Özgür’ün Derin Analizi

Aylin Özgür, suçluluk ve sorumluluk kavramlarını derinlemesine inceliyor. Modern insanın kaçış yollarını ele alıyor.

SUÇLU HEP BAŞKASI

İnsanlar hatalarla yüzleştiğinde, genellikle kelimelere sığınmayı tercih ederler. “Herkes yapar” ifadesi, bireylerin kalabalık içinde kaybolma çabasının bir yansımasıdır. Çünkü kalabalık içinde suç görünmez hale gelir; sorumluluk ise sessizce dağıtılır. Bu noktada demagoji devreye girer; gerçekler, çoğunluğun sesiyle örtülür.

Yanılgılar birikirken, başarısızlıklar bireyin önüne bir ayna gibi konur ama o aynaya bakmak cesaret gerektirir. İnsan, kendini arıyormuş gibi görünse de gözleri daima başkalarındadır. Suçlu bellidir: O’dur, bu’dur, zamandır, düzendir. Gerekirse sen olur, ben olurum. Ancak neredeyse hiç kimse “ben” diyemez.

Sorumluluk, düşünmeyi zorunlu kılar. Düşünmek ise durmayı gerektirir ki modern insanın en sevmediği şey budur. “Ne yapıyorum?” sorusu sorulmadığında hayat hızlanır, fakat anlam yavaş yavaş kaybolur. Geçmiş, ders almak yerine mazeretlere dönüşürken, bugün ise yarının bahanelerini oluşturur.

Adalet anlayışı da burada çarpıtılmaktadır. Hayat, adaletsizlikle suçlanır; oysa adaletsizlik yalnızca sonuçlarda değil, yüklerin nasıl dağıtıldığında da kendini gösterir. Bazıları hiç yük taşımadan ilerlerken, bazıları sürekli olarak suçlanır. Üzülen ve mücadele edenler ise her zaman aynıdır. Bu bir rastlantı değil, yerleşmiş bir alışkanlıktır.

Demagoji, bireyin kendine bakmamak için geliştirdiği en ince savunma mekanizmasıdır. Süslü cümleler kurarak basit gerçekleri karmaşık hale getirir. Suç, sürekli el değiştirirken, sorumluluk sahipsiz kalır. Böylece herkes konuşur, ama kimse hesap vermez.

Belki de mesele şudur: Başkalarını suçlamak kolaydır, kendine katlanmak ise zordur. Demagojinin bir başlangıcı vardır, ama sonu yoktur. Çünkü sorumluluk alınmadıkça, hiçbir hikâye gerçekten sona ermez. Her daim bir umut vardır.

Aylin Özgür

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu