Erken Yaşta Suça Karışan Çocuklar Erişkin Suçlu Olma Riski Taşıyor

Erken yaşta suça karışan çocukların ileride suç işlemeye devam etme riski yüksek. Uzmanlar aile ve eğitim alanında adım atılması gerektiğini vurguluyor.

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Erdem Beyoğlu, erken yaşta suça karışan çocukların ilerleyen yıllarda suç işlemeye devam etme olasılığının yüksek olduğunu ifade etti.

Dr. Beyoğlu, son beş yıl içinde 315 çocuğun suç işlemesinin kaydedildiğini belirterek, “Bu rakamın büyüklüğü hem korkutucu hem de üzücü, çünkü bu çocuklar geleceğimizin teminatıdır” dedi. Erken yaşta suça karışan çocukların ileride suç davranışlarını sürdürme ihtimalinin yüksek olduğunu vurgulayan Dr. Beyoğlu, aile, eğitim ve ruh sağlığı alanlarında kapsamlı önlemler alınması gerektiğini ifade etti.

Ülkede suça sürüklenen çocukların çoğunun ruh sağlığı hizmetleriyle ancak adli bir olay sonrasında tanıştığını belirten Dr. Beyoğlu, bu durumun çocukların erken müdahale ve düzenli takip süreçlerine yeterince dahil edilmediğini gösterdiğini dile getirdi.

Mahkeme verilerine göre, son beş yıl içinde 16 yaşından küçük çocukların yargılandığı davalarda 315 çocuk ceza aldı. Bu çocukların en çok soygun, ev ve dükkân açma, hırsızlık ve tasarruf suçları işlediği kaydedildi.

Dr. Beyoğlu, bu durumu değerlendirirken, “Çocuklar suçlu doğmaz, onları suça iten sebepler vardır” diyerek, sorunun çözümü için aile, eğitim ve ruh sağlığı alanlarında ciddi adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

Adli vakalara karışan çocukların cezai ehliyetlerinin değerlendirilmesi amacıyla klinik incelemeye alındığını belirten Dr. Beyoğlu, 0-18 yaş grubuna hizmet veren Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Polikliniği’ne yapılan başvuruların her geçen gün arttığını ifade etti. Bu durumun sevindirici yönleri olduğu kadar üzücü yönleri de bulunduğunu kaydetti.

Polikliniğe başvuran çocuklar arasında suça karışanların bulunmasının üzücü olduğunu belirten Dr. Beyoğlu, “Sevindirici olan ise toplumda ruh sağlığına yönelik önyargıların azalması ve ailelerin çocukları için profesyonel destek almak amacıyla bize başvurmasıdır” dedi. Ancak, çoğu çocuğun uzman desteğine geç ulaştığını vurguladı. Dr. Beyoğlu, “Çocuklar genellikle suça karıştıktan sonra bize getiriliyor. Takibimizde olan bazı çocuklar daha sonra suça karışıyor ve onların tedavi süreçlerini sürdürüyoruz. Ancak çoğu çocuğun daha önce herhangi bir psikiyatrik takibi yok” şeklinde konuştu.

Suça karışan çocukları “suçlu çocuk” olarak değil, “suça sürüklenen çocuk” olarak değerlendirdiklerini ifade eden Dr. Beyoğlu, bu çocukların yeterli denetim ve ruh sağlığı hizmetlerinin ulaşmadığı, aile sisteminin işlemediği ve eğitim sisteminde tutunamadıkları için suça yöneldiklerini belirtti. Dr. Beyoğlu, “Eğer bu çocuklar suça karıştıysa, sistemin yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Eğitimden aile yapısına, sosyal çevreden ruh sağlığı hizmetlerine kadar her alanı ele almalıyız” dedi.

Ergenlik döneminin risklerine de dikkat çeken Dr. Beyoğlu, ergenlerin akranlarından kolayca etkilendiğini ve grup içinde ait olma ihtiyaçlarının yüksek olduğunu belirtti. Ayrıca, ergenlerin yaptıkları davranışların sonuçlarını yeterince öngöremediklerini ifade etti. Ancak her ergenin suç işlemediğini, bunu belirleyen faktörlerin aile yapısı, sosyal çevre, eğitim durumu ve ruh sağlığı olduğunu vurguladı.

Erken yaşta suça karışan çocukların ilerleyen yıllarda suç işlemeye devam etme riskinin yüksek olduğunu belirten Dr. Beyoğlu, bu çocukların eğitim, aile yapısı, sosyal çevre ve ruh sağlığı açısından birçok risk faktörünü barındırdığını ifade etti. Küçük yaşta suça karışmanın, ileride de suç işlemeye devam etme ihtimallerini artırdığını belirten Dr. Beyoğlu, erişkin suçluluğuna geçiş riskinin, hiç suça karışmamış çocuklara kıyasla ciddi düzeyde olduğunu kaydetti.

Dr. Beyoğlu, suç türleri arasında en sık rastlananların soygun, ev ve dükkân açma, hırsızlık ve tasarruf suçları olduğunu belirterek, bu vakaların önemli bir kısmının marketlerden eşya çalma gibi olaylardan oluştuğunu düşündüklerini ifade etti. “Bize yansıyan vakaların büyük bölümü bu şekilde. Çocukların çoğu yaptıkları fiilin sonuçlarını tam olarak anlamıyor” diyen Dr. Beyoğlu, suça sürüklenen çocukların önemli bir bölümünün ergenliğin getirdiği dürtüsellikle hareket ettiğini belirtti.

Toplumsal yapıdaki değişime de dikkat çeken Dr. Beyoğlu, suç işleyen çocukların etkilediği başka çocukların da olduğunu, suç işlemeyen çocukların suç işleyenleri örnek alabileceğini ifade etti.

Son olarak, aile, eğitim ve ruh sağlığı alanlarında kapsamlı adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Dr. Beyoğlu, “Çocuklar suçlu doğmaz, onları suça iten nedenler vardır. Bu nedenle ‘suça sürüklenen çocuk’ ifadesini kullanıyoruz. Ailevi, sosyal ve çevresel faktörler ile akran etkisi bu süreçte önemli rol oynuyor. Aile yapısını güçlendirmeliyiz. Eğitim sisteminin gözden geçirilmesi ve ruh sağlığı hizmetlerinin geliştirilmesi şart” dedi. Akran zorbalığının da mutlaka ele alınması gerektiğini belirten Dr. Beyoğlu, çocukların sosyal aktivite alanlarının artırılmasının önemine dikkat çekti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu