Fransa borcu tartışmasında Mélenchon’a fren çağrısı

Fransa borcu için silme ve dondurma öneren Mélenchon’un söylemleri tepki çekerken, danışmanları tartışmayı finans piyasalarına bağımlılık eksenine taşıyor.

Fransa’da cumhurbaşkanı adayı Jean-Luc Mélenchon’un kamu borcunun bir bölümünü silme önerisi, siyasi rakipleri ve merkez bankacıların tepkisini çekerken, liderin ekonomik ekibi söylemi yeniden çerçevelemeye çalışıyor. Mélenchon, Fransa’nın borcunu adeta “ateşe atmak” istediğini söylerken, danışmanları tartışmanın borç iptalinden çok finans piyasalarına bağımlılıktan kurtulma meselesi olduğunu savunuyor.

Mélenchon’a yakın düşünce kuruluşu Institut La Boétie’de görev yapan ekonomist Eric Berr, açıklamaların kamuoyunda tepki ve tartışma yaratması bakımından amacına ulaştığını belirtti. Berr ve diğer sol görüşlü ekonomistler, tartışmayı devlet borcunun finans piyasalarının baskısından korunması gerektiği fikri etrafında şekillendirmeye çalışıyor.

Buna karşın Mélenchon, kullandığı sert ifadeleri yumuşatmış değil. Kamuoyu yoklamalarında aşırı sağ lider Marine Le Pen’le olası bir ikinci turda yarışabilecek bir konuma geldiği görülen 75 yaşındaki siyasetçi, Fransa’nın maliye politikasına ilişkin tartışmanın gündemini kendisi belirlemek istiyor.

Mélenchon, geçen haziranda düzenlediği basın toplantısında, Fransa Merkez Bankası’nın elindeki kamu borcunun sıfır faizle “dondurulmasını” önermişti. Bu yaklaşım, önceki seçim kampanyasında dile getirdiği, söz konusu borçların vadesiz ve faizsiz sürekli borca dönüştürülmesi önerisine dayanıyor. Fransa Merkez Bankası, toplamı yaklaşık 488 milyar avroyu bulan Fransız kamu borcunun altıda birinden daha azını elinde tutuyor.

Aday, ilk aşamada bu uygulamayı borcu “buzdolabına koymak” şeklinde tanımlamış, daha sonra “ateşe atmak” ifadesini kullanmıştı. Özellikle ağustos ayında sosyal medyada hızla yayılan video, önerinin Avrupa genelinde tartışılmasına yol açtı. Siyasi rakipleri, devletin mali yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde finansal kriz, ekonomik yıkım ve iflas yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın yanı sıra Almanya Merkez Bankası Başkanı Joachim Nagel ve Fransa Merkez Bankası Başkanı Emmanuel Moulin de böyle bir adımın hukuka aykırı olacağını açıkladı.

Berr ile Mélenchon’a yakın diğer ekonomistler, ağustosta yayımladıkları görüş yazısında “ateş” ifadesi yerine “dondurma” kavramını öne çıkardı. Yazıda, amaçlarının Fransız kamu borcunun bir bölümünü piyasanın dışına çıkararak spekülatif saldırılara karşı korumak olduğu belirtildi.

Özel yatırımcılar, Fransa’nın ekonomi politikasına duydukları güven azaldığında ellerindeki devlet tahvillerini satabiliyor. Bu durum faizlerin yükselmesine yol açabiliyor. Avrupa Merkez Bankası ise satın aldığı tahvilleri vadesine kadar elinde tutuyor. Mélenchon’a yakın ekonomistler, bu nedenle borcun piyasadan çekilmesini bir tür dondurma işlemi olarak tanımlıyor.

Bu yaklaşım kapsamında merkez bankasının kamu borcu portföyünü koruması, hatta artırması öneriliyor. Benzer araçlar, Avrupa’daki kamu borcu krizleri sırasında ve 2020’deki Kovid-19 salgını döneminde kullanılmıştı. Ancak bu uygulamalar aşamalı olarak sona erdiriliyor ve merkez bankalarının hükümetlerden bağımsız olması nedeniyle yeniden devreye alınıp alınmayacağına yalnızca ilgili kurumlar karar verebiliyor.

“Dondurma” ifadesi ise önerinin kapsamı konusunda belirsizlik yaratıyor. Berr ve çalışma arkadaşları borcun vadesine kadar finans piyasalarından uzak tutulmasını savunurken, Boyun Eğmeyen Fransa hareketindeki bazı isimler merkez bankasının elindeki borcun vadesiz borca dönüştürülmesini istiyor. Merkez bankası devlet tahvillerini daha önce satın almış olsa da bu tahvilleri şimdiye kadar iptal etmedi veya sürekli borca çevirmedi.

Mélenchon ise “dondurma” ve “iptal” ifadelerini birlikte kullanmayı sürdürüyor. Eylül ayındaki konuşmasında, Avrupa Merkez Bankası’nın elindeki borçların ya dondurulması ya da silinmesi gerektiğini yineledi. Ekibi, bu iki ifadenin borcu etkisizleştirmek için birden fazla yöntemin bulunduğunu vurgulamak amacıyla kullanıldığını bildirdi.

Öneri, özellikle mali disipline ve emeklilik harcamalarının kontrolüne öncelik veren merkez ve sağ partiler karşısında Mélenchon’u belirgin biçimde ayrıştırıyor. Bununla birlikte aday, 5 Eylül tarihli bir ankette halkın yüzde 43’ünün borcun bir bölümünün silinmesini desteklediğini, yüzde 31’inin ise karşı çıktığını gösteren sonuçları kamuoyuyla paylaştı.

Merkez bankacıların başlıca itirazı, borcun silinmesinin Avrupa Merkez Bankası’nın üye devletleri doğrudan finanse etmesi anlamına geleceği ve bunun avro ile Avrupa Merkez Bankası’nın temelini oluşturan anlaşmalar tarafından yasaklandığı yönünde. Böyle bir düzenleme için anlaşmaların değiştirilmesi, tüm üye ülkelerin onayını gerektiren uzun bir süreç anlamına geliyor.

Mélenchon, önerisinin hukuka aykırı olduğu görüşünü kabul etmiyor. Seçilmesi halinde 2027’de Avrupa düzeyinde müttefikler arayarak planını hayata geçirmek için girişimde bulunacağını söylüyor.

Ancak önerinin önündeki en büyük sorun yalnızca hukuki ve siyasi engeller değil. Fransa Merkez Bankası’nın elindeki kamu borcu miktarı giderek azalıyor. Mélenchon haziranda bu payı yüzde 18 olarak açıklamıştı. Uzman kuruluş Fipeco’nun verilerine göre oran 2025 sonu itibarıyla yüzde 15’e geriledi ve düşüşün sürmesi bekleniyor.

Avrupa Merkez Bankası, 2010’lu yıllardaki borç krizleri ve 2020’deki ekonomik sarsıntıların ardından uyguladığı tahvil alım programını 2025’in başında sonlandırdı. Fransa Merkez Bankası da Avrupa Merkez Bankası adına yürüttüğü işlemler kapsamında elindeki tahviller vadesi geldikçe bu varlıkları kaybediyor.

Boyun Eğmeyen Fransa milletvekili Eric Coquerel, Fransa Merkez Bankası Başkanı Moulin’den aldığı bilgiye göre bankanın tahvil portföyünün bu yıl 80,6 milyar avro azalacağını ve yıl sonunda 465,3 milyar avroya gerileyeceğini söyledi. Coquerel, borcun merkez bankasındaki payının yüzde 11 ila 12 seviyesine düşebileceğini belirterek, “Beni en çok endişelendiren konu bu” dedi. Milletvekiline göre merkez bankası artık kamu borcu tutmazsa silinecek veya sürekli borca dönüştürülecek bir varlık da kalmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu